Kayıtlar

Haziran, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Minyatür Sanatı

Resim
MİNYATÜR Kağıt parşömen ve fildişi üzerine boya ve yaldızla ışık gölge boyut verilmeden yapılan resim sanatı. Bu sanat anlayışında yapılan resim: Eski Türk Minyatürleri Bizans İran ve İslam minyatürleri yanında Timur Selçuklu Özbek minyatürlerinden farklı olarak Osmanlılar döneminde kendine özgü gerçekçi üslupla öteki İslam minyatürlerinden ayrılan Osmanlı Minyatür sanatı, kitap sanatı kitap süsleme sanatı olarak tümüyle saraya bağlı kalmıştır. Bu dönemin ilk örnekleri Mehmet  ll (Fatih ) zamanındadır. Bu dönmede yabancı ressamların (Bellini, Pasti, Ferrara) yanı sıra ,yerli sanatçıların yetişmesine de yardımcı oldu. Mustafa Ali 'nin Menakıb-ı Hünerveran adlı yapıtında Sinan Bey öğrencisi Ahmet Şiblizade'nin Eserlerinden övgüyle söz edilir. Mehmet ll yi bağdaş kurmuş bir vaziyette bir elinde gül öteki elinde hükümdarlık simgesi mendille betimleyen ünlü minyatür (Topkapı Saray Müzesi) Sinan Bey'e bağlanır. İstanbul sarayı batılı sanatçıların etkisinde iken XV yy

Otorite Nedir?

 Otorite Nedir? Otoritenin ne olduğu konusunda herkesin sezgisel bir düşüncesi vardır. Pierre Monteux bir orkestra şefidir. Monteux karizmatik bir gösteri adamı olmadığı halde yaptığı hareketlerle orkestra üyeleri üzerinde etkili bir disiplin uyguluyor. Bu onun kendisine bütünüyle hakim olması, rahat olması dolayısıyla diğer insanlar kendilerini onun yönetimine bırakıyorlardı. Güvenli görünümü otoritesinin temel taşıydı. Toscanini gibi bazı şefler terör estirerek disiplin uygularlar. Toscanini çığlıklar atar, ayaklarıyla sert biçimde yere vurur hatta batonunu orkestra üyelerine fırlatırdı, diğer insanların hatalarına asla dayanamazdı. Monteuxun havası, kendisine, en rahat biçimde yargıda bulunma imkanı veriyordu. Bu da otoritenin temel bir öğesidir. Güç sahibi olmak ve bu gücü kullanarak diğer insanları yönlendirmek ve daha yüksek bir standarda göre hareket etmemelerini sağlamak. Güven, üstün yargılama yeteneği, disiplin uygulama yeteneği ve korku uyandırma kapasites

Ebru

Resim
EBRU Kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden bir olan ebruculuğun başlangıç tarihi kesinlikle bilinmemektedir. Üzeri tarihli en eski  ebrulu kâğıt 1554 yılında bir Malik * Deylemi yazısıdır. Ancak bunun hafif ebru denen ve oldukça gelişmiş bir teknik gösteren tür olması nedeniyle, ebruculuğun en az XV. yy. da başladığı söylenebilir.1608 tarihli Tertib-i Risale-i ebri, ebru sanatına ilişkin ayrıntılı bilgi verir. Ebru kâğıdı Batı kaynaklarında  Türk kâğıdı ya da Türk Mermer kâğıdı olarak adlandırılmıştır. Araplar da ise varak ül-mücezza (Damarlı kâğıt) olarak tanınır. Ebruculuğun Türkistan da, Buhara’da doğduğu oradan İran'a ve Anadolu'ya geçtiği sanılmaktadır. Ebru teknesi budaksız çamdan, çinko ya da galvanizden hazırlanır. Kullanılacak toprak ve bitkisel boyalar düzgün bir mermer üzerinde destesenle ezilir. Biraz su eklenerek merhem kıvamına getirilen boyaların her rengi değişik bir kaba konur. Büyük bir kap içinde yapışkan bir koyuluk vermek üzere kitre z

Kabe Dünyanın Merkezi Zemzem suyunun esrarı çözülemiyor

Resim
Kabe Dünyanın Merkezi 25 Temmuz 2012 / 09:46 Suudi uzmanların araştırma sonucu: Kâbe dünyanın merkezi. Suudi Arabistan'da yapılan araştırmalar sonucu Kâbe'nin  Dünyanın merkezi olduğu iddia edildi. Uzmanlar Kâbe'nin dört köşesinin en ufak bir sapma olmadan pusuladaki dört ana yöne denk geldiğini ifade etti. HACER-ÜL ESVED KÂBE’NİN EN ÖNEMLİ KÖŞESİ Umm el Kura Üniversitesi İslam Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. Halid Babtin, El Arabiya'ya yaptığı açıklamada, "Kâbe'nin iki ana köşesi, doğuya bakan Hacer-ül Esved köşesi ile güneye bakan Yemanî Köşesi'dir. Bu köşeler Hz. İbrahim döneminde atılan temeller üzerine inşa edildi. Irakî ve Şamî Köşeleri'ni ise Kureyşliler Kâbe'ye ekledi" dedi. Hacer-ül Esved, Kâbe'nin en önemli köşesi. Zira hac ibadeti sırasında hacılar Kâbe'yi tavaf etmeye bu noktadan başlıyor ve tavaf bu noktada son buluyor. CENNETTEN GELME TAŞ Hacer-ül Esved'in cennetten ge

Dünyanın yedi eski ve yeni harikası

Resim
DÜNYANIN YEDİ HARİKASI İlk çağda dünyanın hem coğrafya ,hem de kültür yönünden sınırlarını belirleyen yedi anıt. İlk kez ,Yunanlı coğrafyacı Strabon'un yazdığı ve 17 kitaptan oluşan Geograhumena (Coğrafya) adlı yapıtında geçen bu anıtlar şunlardır: Dünyanın yedi eski ve yeni harikası Halikarnassos Mausoleionu :İ.Ö. lV.yy da bugünkü Bodrum'da yapılmış olan bir anıtmezardır.yüksekliği 42 m,çevresi 133,50 m olan bu anıtın bugün yalnızca temelleri kalmıştır. Halikarnas Mozolesi, Kral Mausollos için karısı ve kız kardeşi tarafından yaptırılmış bir mezar. Bodrum civarında yapılmış ve yapımı M.Ö. 350 yılında tamamlanmış. Tabanın üstünde kenarları heykellerle süslenmiş basamaklı bir podyum bulunuyordu. Süslü su mermerinden yapılmış lahit ve mezar odası, podyumun üstünde bulunuyordu ve İyonya tarzı kolonlarla çevrilmişti. Sıra sütunlar, yine heykellerle süslenmiş bir piramit çatıyı destekliyordu. Dört tane savaş atıyla çekilen bir savaş arabası heykeli ise piram

Osmanlı Devlet Nişanı' nın sembolleri

Resim
Osmanlı Devlet Nişanı' nın sembolleri Tasarım harikası Osmanlı Devlet Nisanı’ndaki 30 ayrı sembolün anlamlarını biliyor musunuz? Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Yard. Doç. Dr. Selman Can, Osmanlı Devleti'nin sembolü haline gelen 'Osmanlı arması' fikrinin İngiltere Kraliçesi Victoria'dan çıktığını söyledi. Osmanlı'da arma geleneğinin bulunmadığını belirten Can, Kraliçe Victoria'nın 19. yüzyılda arma tasarımı yaptırarak, Sultan Abdülmecid'e hediye ettiğini söylüyor. Osmanlı arşivlerinde araştırmalar yapan Dr. Can; tepesinde güneş, hükümdarın tuğrası, Osmanlı sancağı, adaleti temsil eden terazi, Kur'an-ı Kerim gibi birçok sembollerle Osmanlı'yı anlatan armanın İngilizler tarafından yapıldığını savunuyor. Dr. Selman Can, arma fikrinin Osmanlı ile Rusya arasındaki Kırım Savaşı sırasında ortaya çıktığını anlatıyor. Dr. Can'ın verdiği bilgilere göre, bu dönemde İngiltere, Osmanlı ile

Hizmet birleştirme ve emeklilik dilekçesi

ÖRNEK DİLEKÇE                   …………………………………………… MÜDÜRLÜĞÜNE                                                                                                                      …………………… ../İSTANBUL                           Sosyal Sigortalar Kurumu’ na  /  Bağ-Kur’ a tabi olarak   primi ödenmiş geçen günlerimi  mevcut   Emekli Sandığı Hizmetim ile birleştirilerek  Maaş ve  Emekli Kesenek Terfiimde değerlendirmesini istiyorum .                          Gereğini arz ederim. T.C. NO                   :…………………………….. EMEKLİ SİCİL NO:…………………………….. SSK SİCİL NO        :…………………………….. BAĞ-KUR  NO      :……………………………...                                                                                                         …… /……./……                                                                               Adı ve Soyadı  :………………………………….                                                                                                    Unva