Kayıtlar

İlk aşıyı kimler buldu Osmanlı Arşiv belgeleri

İlk aşıyı kimler buldu Lale Devri’nde zamanın başkenti Edirne’de yaşayan İngiliz İmparatorluğu Sefiri Edward Montegue’nın eşi Lady Mary Wortley Montegue, 1718 yılında bavullarıyla Londra’ya döner. Britanya adası o yıllarda kıtaları dahi aşan ve toplu ölümlere neden olan çiçek hastalığı salgınıyla boğuşmaktadır. Lady Montegue, belki bütün Britanya İmparatorluğu’nu değil, ancak o an için Kraliyet Ailesi’nin nefes almasını sağlayacak bir formülle yurduna dönmüştür. Lady, eşinin sefaret görevi sırasında Osmanlı İmparatorluğu’ndaki tabiplerin çiçek hastalığına çare bulduğunu keşfetmiştir. Önce arkadaşı Sara’ya bir mektupla dönemin ölümcül hastalığı ‘çiçek’ten’ ölenleri sorar. Çaresinin Osmanlı’da bulunduğunu yazar. Dünya tıp tarihine aşı ile ilgili ilk kayıtlardan birini de bu mektupla düşmüş olur. Edirne’de saraylarda çiçek hastalığına karşı aşı yapıldığına şahit olan Montegue, İngiltere’yi bu hastalıktan kurtaran formülü de götüren isimdir. Hastalığı geçiren insanların kol...

İşte Atatürk'ün Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip'in öyküsü..

İşte Atatürk'ün Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip'in öyküsü.. Okuyan herkesin ders çıkaracak yerleri olacaktır! 25 Kasım 2007 11:08Atatürk'ün Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip'in öyküsü Atatürk, öğretmenini nasıl görevden aldı? Öğretmenler Günü'ydü dün... O günün anısına Atatürk'ün sofrasında yaşanan tarihi bir sahneyi hatırlatmak istedim. Gazi'ye "Devrimleri gerekirse babamıza karşı bile savunuruz" diye meydan okuyan Dr. Reşit Galip'in şerefine... Her sabah okul öğrencilerini güne başlatan "Türküm doğruyum çalışkanım" andı var ya... Geçenlerde sevgili hocam Prof. Dr. Baskın Oran'ın eşi Feyhan, "Biliyor musun o andı kim yazdı?" diye sordu. "Kim?" dedim merakla... "Dedem." "Deden kim?" "Reşit Galip..." İnanılır gibi değil. Ne o andın 1933'ün 23 Nisan günü Reşit Galip'in kaleminden çıktığını biliyordum ne de Feyhan'ın Atatürk döneminin Maarif Vekili Re...

Okul Çağında Oda Düzeni Nasıl Olmalı?

Okul Çağında Oda Düzeni Nasıl Olmalı?  Çocuklarınızın derslerindeki başarısı çalışma alanlarıyla çok ilgilidir. Çocuklarınıza en sağlıklı çalışma ortamını sağlamak için dekorasyona dikkat etmelisiniz.  İdeal bir genç odası nasıl yapılırın püf noktalarına dikkat etmeli ve bu konuyu asla ihmal etmemelisiniz. Konsantrasyon ve motivasyon için ideal hale getirmelisiniz. Her öğrencinin mutlaka kendine ait bir çalışma alanı olmalı. Masanın bulunduğu yer en önemlilerinden biri. Pencere kenarından uzakta olursa öğrenci dışarıya bakmak gibi bir ihtimalden uzaklaşacağı için ders çalışmaya daha kolay motive olur veya motivasyonu bozulmaz.  Öğrencinin oturabileceği bir sandalye olmalı ama yumuşak olmamasına özen gösterilmeli. Yumuşak oturaklar, öğrencinin ders çalışmasını olumsuz etkiler, hatta uykusunu bile getirebilir. Küçük bir kütüphane, çalışma odasının temel eşyalarındandır. Ayrıca çalışma sırasında kullanacağı müsvedde kâğıtlar ve diğer malzemeler de kütüph...

İlkokullarda yetiştirme program yönergesi

MEB İlkokullarda yetiştirme programi yönergesi BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu Yönergenin amacı, İlkokullarda Yetiştirme Programının düzenlenmesi, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2- (1) Bu Yönerge, ilkokulların 3 üncü ve 4 üncü sınıflarına devam eden, özel eğitim tanısı olmayan, önceki eğitim ve öğretim yılları içinde çeşitli nedenlerle Türkçe ve matematik dersi öğretim programlarında yer alan ve İlkokullarda Yetiştirme Programı kapsamında belirlenen kazanımları yeterli düzeyde edinemeyen öğrencilerin yetiştirilmesi için uygulanacak olan programın düzenlenmesi, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasları kapsar. Dayanak MADDE 3- (1) Bu Yönerge, 5/1/1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile 26/7/2014 tari...

Halıcılık

Resim
Halıcılık Halının Türk el sanatları arasında çok önemli bir yeri vardır. Halı dokumacılığının en önemli öğesi, olan düğümleme tekniği ile yapılmış ilk halı örneklerine Hunlar' da rastlanmaktadır. Altay dağlarının eteklerindeki Pazirik höyüğünde bulunan ve lll.-lv. yüz yıllara tarihlenen halı parçaları ilk düğümlü halı parçalarıdır. Bir düz dokuma üzerine yün iplikleri düğümleyerek Hopan adı verilen örtüleri (battaniye) elde eden Hunlar, sonraları bu işlemi dokuma sırasında gerçekleştirme  yolunu bulmuşlardır. Bu dönemden ele geçen halı parçalarının küçük boyutlu ve çok tüylü oluşu, desenleri hakkında bir fikir edinilmesine olanak vermemektedir. Böylece ilk olarak Orta Asya'da yaşayan göçebe topluluklar arasında yaygınlaşan düğümlü halı dokumacılığı Xl.yy dan başlayarak Selçukluların Yakın Doğu'ya yayılmaları sürecinde Anadolu'ya da girmiştir. Selçuklu Halı dokumacılığının Anadolu'da ki merkezleri, ticaret yolları üzerinde bulunmalarına koşut olarak geli...

Sen nice teklif edersin Fazlullah Paşa! Sessiz çığlık Hiç olmazsa benimki kömür karası olsun!..

Resim
Sen nice teklif edersin Fazlullah Paşa! Sultan II. Murat zamanında, henüz Osmanlılarda hazine teşkil edilip padişahlar saraylarda gönlünce harcama yapmazlar ve onlar da harplerde elde edilen ganimet ve haraçlardan ve madenlerden başka devletin bir geliri yoktu. Halktan vergi toplayıp saray erkânı için harcanmazdı. Hal böyle olunca, padişahlar da zaman zaman parasız kalabiliyordu. Bir gün Fazlullah Paşa, II. Murad'ın, Çandarlı Halil Paşa'dan borç para istediğini görüp: —  Sultanım, padişahların vezirlerden ve şundan bundan para istemesi yerinde olmaz. Müsaade buyurursanız bir hazine teşkil edilsin ve oradan saraya tahsisat ayrılsın, dedi. Fazlullah Paşa'yı dinleyen Sultan Murad Hazretleri: —  Bu parayı nereden ve kimden toplayacaksın? Diye sordu. Fazlullah Paşa: —  Sultanım bu memlekette çok zenginler var, bir fermanla bazılarından bir miktar mal toplamak mümkündür, dedi. Sultan Murad: — ; Sen nice teklif edersin Fazlullah Paşa...

Biraz da gülelim fıkralar

Adam sokakta giderken kenarda iki gözü iki çeşme ağlayan bir çocuğa rastlar. Yanına yaklaşır candan bir sesle: -Niçin ağlıyorsun yavrum.. Çocukta ses yok ağlamaya devam eder tekrar sorar -Niçin ağlıyorsun yavrum. Çocuk gözleri yaşlı: -Elimde iki tane beş lira vardı. Bakkala gidiyordum, büyük bir çocuk geldi elimdeki paraların birini alarak kaçtı. Adam gayet sakin bir sesle -Peki, o senin paranı alıp kaçarken sen hiç ses çıkarmadın mı? -Bağırdım imdat dedim ama kimse yardımıma gelmedi. -Peki, var gücünle bağırıp çevrendeki insanlardan   yardım istemedin mi? -İstedim ama kimse sesimi duymadı. O da paramı alıp kaçtı. Adam gayet ciddileşti, hmmmmm diye mırıldandı sonra da çocuğa dönerek -Peki, öyleyse elinde kalan diğer parayı da bana ver bakıyım!..... İmzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş. Profesör kaşları...